Ekonomi Manşet logo
İstanbul|
19°
Anasayfa
Özel Haber

Parçalanan dünya düzeni: Yeni dönemin kodları

Küresel ekonomi, bir zamanlar tahayyül edilen sınırsız entegrasyon ve karşılıklı bağımlılık çağından hızla uzaklaşıyor. Son yıllarda sermaye akışlarının yön değiştirmesi, demografik yapının hızla evrilmesi ve ideolojik kutuplaşmanın derinleşmesiyle birlikte dünya yeni ve daha parçalı bir düzene doğru ilerliyor. Artık çok kutuplu dünyadan söz etmek yetersiz kalıyor; çok yönlü ve çoğu zaman çelişkili çıkarların çatıştığı bir dönemle karşı karşıyayız.

Parçalanan dünya düzeni: Yeni dönemin kodları

EKONOMİ MANŞET - DIŞ HABERLER


Yatırımcılar, iş dünyası liderleri ve devlet politikalarını belirleyenler için bu kırılmalar sadece ekonomik değil, aynı zamanda stratejik öneme sahip. Küresel belirsizliklerin tamamen ortadan kaldırılması mümkün olmasa da, doğru analiz ve yönelimlerle bu karmaşık ortamda yol almak mümkündür.


Sermaye Akışları: Güven Arayışı

Pandemi sonrası dönemde sermaye, artık sadece kâr maksimizasyonu değil, aynı zamanda “istikrar” arayışında. Çin gibi uzun yıllar üretim üssü olarak görülen bölgelerden sermaye yavaş yavaş uzaklaşırken, Hindistan, Vietnam, Meksika ve Doğu Avrupa ülkeleri yeni merkezler olarak öne çıkıyor. ABD ve AB gibi büyük ekonomiler ise tedarik zincirlerini "yakına getirme" (nearshoring) politikalarıyla yeniden inşa etmeye çalışıyor. Bu durum, hem yatırımların coğrafi dağılımında hem de küresel ticaretin yönünde kalıcı bir değişimi beraberinde getiriyor.


Demografik Gerçeklikler: Yaşlanan Nüfuslar ve Göçün Yeni Yüzü

Birçok gelişmiş ülke, hızla yaşlanan nüfusun getirdiği darboğazlarla karşı karşıya. Emek piyasaları daralırken, sosyal güvenlik sistemleri baskı altına giriyor. Aynı zamanda, Afrika ve Güneydoğu Asya gibi bölgelerde genç nüfusun artışı, dünya ekonomisinde yeni merkezlerin doğmasına zemin hazırlıyor. Ancak bu potansiyelin hayata geçirilmesi, yatırım, eğitim ve teknolojiyle desteklenmediği sürece zayıf kalacaktır.

Göç ise artık sadece ekonomik nedenlerle değil, iklim krizi, savaşlar ve siyasi istikrarsızlıklar nedeniyle de yaşanıyor. Bu da hem ev sahibi ülkelerdeki politik atmosferi etkiliyor hem de küresel dengenin daha da karmaşık hale gelmesine yol açıyor.


İdeolojik Kırılmalar: Küreselleşmeden Ulusal Güvenliğe

Siyasi olarak ise dünya, liberal küreselleşmeci söylemlerden milliyetçi ve korumacı politikalara doğru keskin bir dönüş yaşıyor. Ticaret savaşları, teknoloji ambargoları, kültürel çatışmalar ve bilgi savaşı çağında artık her ülke kendi egemenliğini yeniden tanımlamak zorunda kalıyor. “Açık sınırlar” fikri yerini “stratejik otonomiye” bırakıyor.

Bütün bu gelişmeler gösteriyor ki, 21. yüzyılın ikinci çeyreği küresel uyumdan çok, küresel direnç çağı olacak. Bu yeni dönemi anlayanlar ve hazırlıklı olanlar, yalnızca hayatta kalmakla kalmayacak; aynı zamanda geleceği şekillendirecek.

 

Yorumlar

0 yorum

Yorum bırak

Yorumunuzu bizimle paylaşın.

Yorumlar yayına alınmadan önce kontrol edilir.

Henüz yorum yok.