Özgür Özel’den 'Stockholm Sendromu' açıklaması: 'DEM Parti'nin üstüne alınmasına üzüldüm'
Son iki yılda 4'üncü kez CHP'nin genel başkanı seçilen Özgür Özel, partisinin 39'uncu kurultayı sonrasında hem 19 Mart sürecinden bu güne yaşananları, hem kurultay sürecini ve hem de iktidar hedeflerine dair çarpıcı açıklamalarda bulundu. Özel, kurultaydaki “Stockholm Sendromu” ve “celladına aşık olmama” sözlerinin muhatabının DEM Parti yöneticileri olmadığını söyleyerek, “DEM Parti siyasetçilerinin üstlerine alınmasına üzüldüm” dedi.
İlgili Etiketler

Dördüncü kez CHP Genel Başkanı seçilen Özgür Özel, 39. Olağan Kurultayı geride bırakmalarının ardından Medyascope Yayın Yönetmeni Ruşen Çakır ile Medyascope muhabiri Özgecan Özgenç’in sorularını yanıtladı. Özel, kurultaydaki konuşmasında DEM Parti’ye yönelik olduğu iddiasıyla tepki gösterilen “Stockholm Sendromu” ve “celladına aşık olmama” sözlerinin muhatabının DEM Parti yöneticileri olmadığını vurguladı.
Sohbetin tam da bu sırasında DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, kendi cep telefonundan Özgür Özel’i aradı. Özel, başka bir odaya geçerek telefonu açtı ve Hatimoğulları ile Tuncer Bakırhan’ın yeniden genel başkan seçilmesi nedeniyle tebrik etmek için aradığını Medyascope’a anlattı.
Özel önce sözlerinin tamamını hatırlattı
29 Kasım Cumartesi günü genel başkanlık seçimleri yapılmadan önce Özel, siyasi gündeme dair uzun bir konuşma yaptı. Bu konuşmadaki “Herkesi canı istediğinde ‘Şu parti kapatılsın, onu kapatmayan Anayasa Mahkemesi de kapatılsın’ diyenlerin demokratlığını hatırlamaya davet ediyorum. Bir Stockholm Sendromu’na kapılmamaya, dün elinden zor kurtulduğumuz celladımıza aşık olmamaya davet ediyorum” sözlerine farklı kesimlerden yanıtlar geldi.
Bu sözlere gelen tepkilerle ilgili Özel, “Ben orada DEM Parti’nin yönetimine bir şey demiyorum, sorduklarında kendi ağzımdan çıkan metne de baktım” dedi. Özel, kurultaydaki konuşmasının ilgili kısmının tamamını yeniden okudu:
“19 Mart sürecinde bizleri önce Saraçhane’de bir gün sonra Genel Merkezimizde ziyaret eden, destek veren tüm Genel Başkanlara, siyasi partilere teşekkür ediyorum. Ve hangi partiden olursa olsun tüm yurttaşlarımıza sesleniyorum, 19 Mart bir sivil darbedir. Görünen hedefi Atatürk’ün iki büyük eserinden biri olan CHP olsa da asıl hedefi Atatürk’ün diğer eseri olan Türkiye Cumhuriyeti’dir. Sandık olmazsa Cumhuriyet olmaz. Demokrasi olmazsa Cumhuriyet olmaz. Adalet olmazsa, hukuk olmazsa, Cumhuriyet olmaz. DEM Parti’nin Eş Genel Başkanlarının hapse atılması da Zafer Partisi Genel Başkanının hapse atılması da, 19 Mart darbesi de bir bütün olarak siyaset kurumunu ve halkın seçme, seçtikleri tarafından yönetilme hakkını hedef almaktır. İşte tam bu nedenle biz bir mevzi olarak partimizi değil, bir cephe olarak demokratik siyaseti savunuyoruz. Herkesi de bizi değil, kendi varlıklarını ve çok partili rekabeti savunmaya davet ediyoruz. Herkesi canı istediğinde ‘Şu parti kapatılsın, onu kapatmayan Anayasa Mahkemesi de kapatılsın’ diyenlerin demokratlığını hatırlamaya davet ediyorum. Bir Stockholm Sendromu’na kapılmamaya, dün elinden zor kurtulduğumuz celladımıza aşık olmamaya davet ediyorum.”
“Stockholm Sendromu baskıyla, acıyla duyulan bağlılık”
Çok özenli bir metin olduğunun altını çizen Özel şöyle devam etti:
“Stockholm Sendromu nedir? Baskıyla, acıyla duyulan bağlılık. Şimdi bunu herkese, bütün partilere diyerek de söylüyorum. DEM Parti’nin içinde bulunulan durumla ilgili aldığı bazı eleştirilerden dolayı üstüne alınmış olmasını anlıyorum. Verdikleri tepkiler için de canları sağ olsun. Ama ben zaten bütün yöneticilere teşekkür ederek geldiğim bir metinde ‘DEM Parti’ye siz bunu yapıyorsunuz’ demiyorum. Hatta her yerde ben defalarca söyledim bunu. DEM Parti ne yapacaktı? Yani yıllardır çözüm, müzakere, muhataplık diye bekleyen DEM Parti, MHP gelip elini uzattığında ya da ‘Gelin bir çözüm masası kuralım’ dendiğinde ‘Yok’ mu diyecekti? Ben bunu 100 kere söyledim yani. Hatta Tuncer Bakırhan da bu sözümü duyduğunu ve doğru bir yaklaşım olduğunu söyledi.
Ama şöyle bir sorun var. Biz geçen hafta adaya (Komisyonun İmralı ziyaretine) gitmedik. DEM Parti’de görevli olanlardan bahsetmiyorum ama belki DEM Parti siyasetine yakın, dünya kadar kişi bu meselede CHP’yi çok acımasızca eleştirdiler. Bir anda ‘CHP bitmiştir, artık yoktur’ dediler. Ben diyorum ki ‘Bu bir kavşak değil, tümsek. Tümseğin yanından dolaştım, yolda sizinle gidiyoruz’ diyorum. ‘CHP yoktur’ diyorlar.
“DEM Parti siyasetçilerinin üstlerine alınmasına üzüldüm”
Onların sesi Kürtlerde daha duyulur bir ses olduğu için, CHP ile Kürtlerin arasını açmaya çalışan bir dil egemen oldu. 10 gün boyunca da susmuşum, hiçbir şey dememişim. Yine de DEM Parti’nin yöneticilerini ayırarak, birden Tayyip Erdoğan’ı ve Devlet Bahçeli’yi öven, güzellemeler yapan kişilere ‘Aman ha celladınıza aşık olmayın, geçmişte kurduğu baskıyı unutmayın’ diyorum. Bunu DEM Parti siyasetçilerinin üstlerine alınmasına ben üzüldüm. Çünkü çok özenli bir metin ve bunları DEM Parti’nin siyasetçisine değil; CHP’yi bir kararından dolayı sürecin dışında tutan ve Kürtlerle CHP’nin arasını açmaya çalışan, CHP’ye çok acımasız hakaretler, yakıştırmalar ve hatırlatmalar yapanlara söylüyorum yani.”
Yerel seçimlerdeki başarıyı genel seçimlere taşıma konusunda kararlı olduklarını vurgulayan Özel, şöyle konuştu:
"Ben partimi seçimden birinci parti çıkaramazsam istifa edeceğim demiştim. İlk girdiğimiz yerel seçimlerden çıkardık. Şimdi genel seçim için de bunu tekrar ediyoruz. Söz verdim, dedim ki: ‘Bu muhalefetteki son kurultayımız.’ Sözü tutarsak tutarız, tutamazsak ben de kalmam, kimse kalmaz. Kalmamalı, bu kültür partiye yerleşmeli. Kaybeden lider devam etmiyorsa, bir kazananı bulunuyor en sonunda. Hatta belki ileride bunu tüzüğe de yazmak lazım; ‘Parti bir seçim başarısızlığı alırsa doğrudan olağanüstü kongreye gidilir’ diye bir düzenleme yapmak lazım."
Kurultayda bin 333 delegenin oyuyla seçilmesinin kişisel bir başarıdan ziyade, partinin birlik ve mücadele arzusunun yansıması olduğunu belirten Özel, Parti Meclisi (PM) listesindeki stratejiyi de detaylandırdı. Özel, listeyi 60 kişiden 80 kişiye çıkararak hem tecrübeli kadroları koruduklarını hem de değişimi sağladıklarını belirtti.
"'TÜRKİYE İTTİFAKI' SÖZÜNÜ PM'YE TAŞIMAYA ÇALIŞTIK"
Listede coğrafi dağılıma ve siyasi çeşitliliğe büyük önem verdiklerini ifade eden Özel, "Türkiye İttifakı" ruhunu PM’ye taşıdıklarını söyledi. Özel, "Bir de 'Türkiye İttifakı' sözünü PM'ye taşımaya çalıştık. Listemizde Kürt demokratlar, milliyetçi demokratlar, liberaller ve solun farklı renkleri var. Farklı siyasi geçmişlerden gelseler de hepsi partinin programıyla uyum içinde" dedi. Özel, ayrıca Trakya bölgesi için Bihlun Tamaylıgil'in "Trakya Koordinatörü" olarak özel bir görev üstlendiğini duyurdu.
"DEM PARTİ SİYASETÇİLERİNİN ÜSTLERİNE ALINMASINA ÜZÜLDÜM"
"Stockholm Sendromu" benzetmesini DEM Parti için kullanmadığını ifade eden Özel, "Bunu DEM Parti siyasetçilerinin üstlerine alınmasına ben üzüldüm. Çünkü çok özenli bir metin ve bunları DEM Parti’nin siyasetçisine değil; CHP’yi bir kararından dolayı sürecin dışında tutan ve Kürtlerle CHP’nin arasını açmaya çalışan, CHP’ye çok acımasız hakaretler, yakıştırmalar ve hatırlatmalar yapanlara söylüyorum" ifadesini kullandı.
GÖLGE KABİNE VE CUMHURBAŞKANLIĞI ADAY OFİSİ
Yeni dönemde kampanya stratejisinin merkezinde "Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi"nin olacağını açıklayan Özel, parti programını somut bir hükümet programına dönüştüreceklerini belirtti. Özel, "Partinin bir idari MYK’sı var; örgütlenme ve günlük siyasetle ilgileniyor. Ancak Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi işin tam göbeğinde. Burada gölge bakanlar ve altlarında politika kurulları olacak. Ben 15 günde bir idari MYK’ya, 15 günde bir oraya başkanlık yapacağım. İşin başında ben duracağım. İsimler yavaş yavaş olgunlaşıyor; önce MYK’yı, sonra Aday Ofisi’ndeki görevlendirmeleri duyuracağız" şeklinde konuştu.
"SEÇİM KAMPANYASININ 260. GÜNÜNDEYİZ"
Erken seçim tartışmalarına değinen Özel, fiili olarak seçim kampanyasını çoktan başlattıklarını ifade etti. Özel, "Biz bin günlük bir maratonun 260. günündeyiz. Geriye 740 gün kaldı. Durmadan çalışıyoruz. İki milyon üyemizi analiz ettik, sandık görevlilerimizi şimdiden atadık. Sahada, yüz yüze, her seçmen grubuna özel (işçi, öğrenci, ev hanımı) bir iletişim stratejisi izleyeceğiz" dedi.
"SARAÇHANE'DE İNSANLARA BİR ŞEY OLSAYDI, SONUMUN HAPİSHANE OLACAĞINI BİLİYORDUM"
İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne (İBB) yönelik kayyum tartışmalarının yaşandığı 19 Mart sürecine değinen Özel, şunları kaydetti:
"19 Mart günü darbe yaptılar, Saraçhane'ye de kayyum atayacaklar. O gün yola çıktık gidiyoruz, 'Ne olacaksa bugün olacak’ dedik. İnsanları sokağa, Saraçhane'ye sahip çıkmaya davet ettik. 'Sokağa mı çağırıyorsun?' dediler. 'Evet sokağa çağırıyorum' dedim. Böyle bir karar çok riskli bir iş. O gün orada insanlara bir şey olsaydı, ben biliyordum benim de sonumun hapishane olacağını. Ama orada bir karar vereceksiniz; ya teslim olacaksınız, ya mücadele edeceksiniz. İhsan Sabri Çağlayangil'in dediği gibi; 'Kader bizi una değil, üne buladı'" şeklinde konuştu.
"MUTLAKA YENİ SALDIRILAR YAPACAKLAR"
İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu ve parti yöneticilerine yönelik yargı süreçlerini "siyasi saldırı" olarak nitelendiren Özel, "Ben inanmadığım için, arkadaşlarımızın masum olduğuna inandığım için, Ekrem Başkan’ın suçunun Erdoğan’ı yenmek veya suç isnadının bir kez daha yenecek olmak olduğunu bildiğim için mücadele ediyorum. O yüzden de 'Yeni saldırılar gelecek mi' derseniz, evet gelecek. Mutlaka yapacaklar. Her birimize yapabilirler. Önemli olan onlar kadar kararlı olmak. Ben onlar neyi göze aldıysa, kendi adıma da partim adına da fazlasını göze aldım. Çünkü anlaşılıyor ki böyle bir tutum takınmazsak onlar karar vermişler, bizi ezip yok edecekler" ifadesini kullandı.
"CHP, KARARSIZLAR DAĞITILDIKÇA YÜZDE 40 SINIRINA DOĞRU YAKLAŞIYOR"
Anket sonuçlarına ve seçmenin beklentisine değinen Özel, CHP'nin oylarının yüzde 40 bandına yaklaştığını söyledi. Özel, "Şu anda geldiğimiz noktada CHP, kararsızlar dağıtıldıkça yüzde 40 sınırına doğru yaklaşıyor. Seçmen ne mitinge ne kavgaya ne konuşmaya bakıyor; sahiciliğe bakıyor. Seçmen şunu görüyor: ‘Sahiden bunların canı yanıyor, sahiden iktidara gelirlerse hukuka dönülür. Sahiden emeklinin düştüğü duruma Özgür Özel’in içi yanıyor.’ Biz seçmenden oy isteyip makama mevkiye değil, sahiden onların sorununu çözeceğimizi anlatmaya çalışıyoruz. Gücümüz sahiciliğimizde" diye konuştu.
"CHP’NİN KADROLARININ GÜCÜ SAHİCİLİĞİNDE"
Özel, açıklamasının sonunda şunları kaydetti:
"Ekrem Başkan’ın da Mansur Başkan’ın da Özgür Özel’in de gücü ve CHP’nin kadrolarının da gücü sahiciliğinde. Eskiden AK Parti iktidara geldiğinde, davalarını sahiden sahiplenen bir kadro vardı. Şu anda o kadroların tamamı Erdoğan ve Saray’ı eleştiriyor. Yani gerçekten AKP nedir? Kimse bilmiyor. Bir sahicilik yok ortada. Danışmanlar, bakanlar, evlatlar, çocuklar, zenginleşme… Bu kadar insan yoksulluk çekerken, her çarşamba akşamı emekliler el kaldırsın deyince meydanın yarıdan fazlası el kaldırıyorken veya ülkenin yakıcı sorunları meydanlardan taşıyorken sokağa çıkmayan bir iktidar partisi var. O yüzden ben esas bizi buraya getiren ve bundan sonra genişletecek olanın sahiciliğimiz olduğunu düşünüyorum."
İlgili Etiketler
Yorumlar
0 yorumHenüz yorum yok.
