Néstle skandalı: Fransa hükümeti gerçekleri gizledi mi ?
Dünyaca ünlü İsviçreli gıda devi Nestlé, geçtiğimiz yıl maden suyuna yasa dışı müdahalelerde bulunduğunu kabul ederek, yasal kovuşturmadan kaçınmak amacıyla 2 milyon Euro para cezası ödemeyi kabul etmişti. Şimdi ise olayın sadece ticari bir skandal olmadığı, siyasi bir örtbas sürecine dönüştüğü ortaya çıkıyor.

Ekonomi Manşet // Özel Haber
Fransa Senatosu tarafından yürütülen özel bir soruşturma komisyonu, Nestlé’ye ait Perrier, Contrex, Vittel ve Hépar gibi markaların “doğal maden suyu” veya “kaynak suyu” etiketiyle satılan ürünlerinde, yıllarca bakteri veya kimyasal kontaminasyonu önlemek için çeşitli arıtma yöntemlerinin uygulandığını tespit etti. Ancak bu tür müdahaleler, hem Fransız hem de Avrupa mevzuatlarına göre kesin olarak yasak.
Skandalın en çarpıcı yönü ise Fransa hükümetinin bu yasa dışı uygulamaları uzun süre bildiği hâlde kamuoyundan saklamış olması. Senato raporu, Macron yönetiminin Nestlé’yi korumak amacıyla kritik bilgileri gizlediğini açıkça ortaya koyuyor. Bu durum, hükümet ile büyük sanayi grupları arasındaki “özel ilişkilerin” ne kadar derinleştiğini bir kez daha gözler önüne serdi.
HALK SAĞLIĞI MI, KÂR MI? GIDA GÜVENLİĞİNE GÖLGE DÜŞTÜ
Nestlé’nin su markaları, yıllardır "doğallık" ve "sağlık" algısıyla pazarlanıyor. Özellikle Perrier gibi uluslararası prestije sahip bir markanın, tüketici nezdindeki güveni bu skandalla birlikte ciddi şekilde zedelendi. Zira doğal maden suyunun, doğrudan kaynağından şişelenmesi ve hiçbir fiziksel veya kimyasal işlem görmemesi gerekiyor. Ancak rapor, Nestlé’nin suya “temiz” kalması için yasa dışı filtreleme ve dezenfeksiyon yöntemleri uyguladığını ortaya koyuyor.
Daha da çarpıcı olan, Fransız devletinin bu uygulamalara sessiz kalması. Komisyon, bazı resmi kurumların Nestlé’nin yaptıklarını yıllardır bildiğini, ancak siyasi baskılar nedeniyle harekete geçilmediğini belirtiyor. Bu durum, sadece tüketici haklarını değil, kamu sağlığını da ilgilendiren bir güven bunalımını beraberinde getiriyor.
Bu gelişmeler, Fransa’da gıda güvenliği konusundaki denetim mekanizmalarının ne derece bağımsız ve şeffaf olduğu sorusunu yeniden gündeme taşıyor. Devletin büyük şirketlerle olan ilişkisi, kamu yararı mı yoksa ekonomik çıkar mı sorularını akıllara getiriyor.
Nestlé cephesi ise suçlamalar karşısında sessizliğini korurken, kamuoyunun ve sivil toplumun baskısı artıyor. Önümüzdeki günlerde hem yargı sürecinde hem de Avrupa Komisyonu düzeyinde konunun daha geniş yankı bulması bekleniyor.
Yorumlar
0 yorumHenüz yorum yok.
