Ekonomi Manşet logo
İstanbul|
19°
Anasayfa
Gündem

MHP lideri Bahçeli: ABD'nin 50 parçaya ayrıldığı günler uzak değil

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli partisinin grup toplantısında önemli açıklamalarda bulunuyor. Bahçeli burada yaptığı konuşmada "Yaklaşık 5 milyar insan huzursuzluk sarmalında, çatışma ve savaşların odağındadır. Trump'ın söylediği sözler çivisi çıkan dünyanın halinden başka bir şey değildir." dedi

İlgili Etiketler

MHP lideri Bahçeli: ABD'nin 50 parçaya ayrıldığı günler uzak değil

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda konuşuyor


Bahçeli'nin konuşmalarından satır başları:


Değerli milletvekillerimiz, kıymetli hanımefendiler ve beyefendiler ile basınımızın saygıdeğer mensupları; hepinizi saygıyla selamlıyor, en içten dileklerimi iletiyorum. Bugünkü toplantımızı yakından takip eden tüm vatandaşlarımıza da sevgi ve saygılarımı sunuyorum.


Daha önce de dediğim gibi siyasetin doğruluğu kadar zamanın da doğru olması gerekir. Doğru zamanda yanlış siyaset ham hayalin peşinde oyalanmaktır. MHP'nin siyaseti doğrudur, mücadelesi doğrudur. İlkeleri, ülküsü doğrudur. Siyasetimiz tutarlı ve dengelidir.


"İçinde bulunduğumuz gemi metruk bir gemi değil"


Vatanseverlik sınavından geçemeyen siyaset gerçek manada siyaset değildir, insanımıza hiçbir hayrı dokunmayacaktır. İçinde bulunduğumuz gemi metruk bir gemi değil, dev dalgalara cesaretle direnen iman ve irade gemisidir.


Doğru neyse onu konuşmalıyız. Eğmeden, bükmeden karşımızdaki meseleleri dürüstçe okumalıyız.


Yapılan araştırmalara göre, ilk insanın 3 milyon yıl önce düşünen ilk insanın 1 milyon yıl önce çağdaş insanın ise 200 bin önce ortaya çıktığı söylenmektedir. Bu tarihlerin çok daha eskiye dayandığı bilinmektedir. İnsanlık iki sorunu asla çözememiştir. Birincisi birlikte yaşama konusunu diğerini de uluslararası düzen kurma sorunudur. İki temel sorundan biri adaletsizlik diğeri de anlamsızlıktır. Adalete karşı hukuk, anlamsızlığa karşı da sanat bulunmuştur. Yaklaşık 5 milyar insan savaşların odağında, huzursuzluk sarmalındadır.


"Trump'ın söylediği sözler çivisi çıkmış dünyadır"


Uluslararası hukuka ihtiyacım yok." sözleri büyük basiretsizliktir. Trump adımı küresel çeteleşmedir. Devlet mi hukukun ürünü? Trump hukuku çiğnerse suç örgütünden farkı kalmaz. ABD'nin dünyayı ateşe sürüklediği kıyamet senaryolarına refakat ettiği artık inkar edilmeyecek bir gerçektir. Demokrasi artık dünyada hepten kayıp ve yok hükmündedir. Dizginlenemeyen hırslar, insan aklının önüne geçmiştir. Venezuela konusu sadece bir testtir. Şimdi sıra Danimarka Grönland'da. Bir NATO üyesi ülkenin başka bir ülkeye çökme ve işgal planı nasıl olacaktır?


"Herkesi sağ duyuya davet ediyorum"


Petrol, doğal gaz ve değerli madenler çatışmaların hem vasıtası hem motivasyonu haline gelmiştir. Uyarıyorum, herkesi sağ duyuya davet ediyorum. Çok parametreli cepheleşmelerin aynısına birinci ve ikinci dünya savaşları öncesinde tesadüf edilmiştir. Trump zincirleme çılgınlıkları, dünyayı karanlık uçurumun kenarına sürüklemekte.


"ABD'nin kristal vazo gibi 50 parçaya ayrılacağı günler uzak değildir"


İnsanlığın savaşa girmesi, nükleer silahlarla takibinin yapılması halinde olabilecekleri düşünmek bile korkunçtur. Venezuela komplesi yalnızca testtir. Bu şartlar altında NATO'nun bağlayıcılığından bahsetmek akla ve mantığa sığacak mıdır. İstedim, öyle düşündüm, alacağım, yargılayacağım demek, haydi yüreğiniz yetiyor gelin de savaşalım demek değil midir?


Türkiye olarak her ihtimali sıfır hata ile ele almak, yüksek öngörü ile değerlendirmek artık vatan, millet ve bekanın şerefidir. 19. YY'da Osmanlı'ya hasta adam denmişti; bugünün dünyasında gerçek hasta adam ABD'dir. ABD'nin kristal vazo gibi 50 parçaya ayrılacağı günler uzak değildir. Dünya ABD ve İsrail'den müteşekkir değildir. BM üyesi 191 ülke meydanın boş olmadığını göstermelidir.


İran’daki huzursuzluk Türkiye’yi tehdit ediyor


İran’da yaşanan istikrarsızlık, bölgeyle birlikte Türkiye için de ciddi riskler barındırmaktadır. İran’ı zayıflatmayı amaçlayan, örtülü yöntemlerle ülkeyi işlevsiz hale getirmeye çalışan çevrelerin kim olduğu bilinmektedir ve bu tehdit geçmişten fazlasıyla tanıdıktır. Süreç, Gezi Parkı olaylarıyla benzerlikler taşıması açısından dikkatle değerlendirilmelidir.


Bu tablo karşısında yapılması gereken nettir: Bugün, ayrışma değil birlik ve beraberlik içinde hareket etme günüdür.


Halep Çatlağı


Bahçeli, Halep’teki SDG ve Suriye geçici yönetimi ile ilgili de görüşlerini beyan etti. Bahçeli, konuşmasında DEM Parti ve SDG’ye yüksek tonda sert eleştirilerde bulundu. Erdoğan’ın da MYK toplantısında Halep’teki olayları 10 Mart mutabakatı için bir “tarihi fırsat” olarak nitelediği öğrenildi.


Bahçeli, SDG'nin muhatap olamayacağını şu sözlerle belirtti:


"SDG/YPG’nin Ankara’ya davet edilip müzakere edilmesini istemek ya aceleye getirilmiş bir açıklama veya meseleyi kavrayamayan ve gerçekleri göz ardı eden bir akıl tutulmasıdır. İsrail’in güdümündeki terör örgütüyle pazarlık nasıl olacaktır?


Türkiye Cumhuriyeti böylesi bir zillete nasıl onay verecektir? Muhatap bellidir, PKK’nın kurucu önderinden başkası asla değildir."


Bahçeli şunları ifade etti:


"Halep’in Eşrefiye ile Şeyh Maksut mahallerini içine alan çatışmalar her açıdan düşündürücüdür. SDG/YPG yanlış üstüne yanlış yapmıştır.


Halep oradaysa arşının Şam’da olduğu netleşmiştir. Trump ise ayaküstü bunları satmıştır. Şu gerçeği tekrar vurgulamakta yarar olacaktır: PKK’nın örgütsel varlığı feshedilmiş, silahlar bırakılmıştır.


Bu terör örgütünün uzantısı olan SDG/YPG’nin de akıbeti aynı olmalıdır.Bizim için yegane geçerli olan İmralı’nın 27 Şubat çağrısı barışa ve kucaklaşmaya davettir, üstelik bölücü terör örgütünün bütün yapılarını bağlamaktadır.


SDG/YPG bundan bağımsız değildir, olması da mümkün değildir. Görünen gerçek aynısıyla şöyledir: Özellikle Mazlum Abdi isimli terörist Siyonizm’in yandaşıdır, İsrail’in kuklasıdır, PKK’nın kurucu önderliğine saygısız ve sadakatsizdir.


Hiç kimse, bilhassa DEM Parti Halep’te Kürt kardeşlerimize saldırıldığını, kanlarının döküldüğünü söyleyemez, söylese bile bunun inandırıcılığından bahsedilemez. Kürt kardeşlerimizin kanı bizim kanımızdır, acısı bizim acımızdır.


Halep’te sivilleri canlı kalkan yapan, masumların arkasına saklanan, onları ölüme sürükleyen SDG/YPG’dir. Çok şükür Suriye ordusu sivilleri sabırla ve tam tekmil halinde tahliye etmeyi başarmış, onların kılına bile dokunmamıştır.


DEM Parti yetkililerinin “Türkiye’yi uyarıyoruz” diyerek başlayan söz ve açıklamaları, SDG/YPG’yi aklama ve arkalama niyetleri hakikaten çok üzücü ve sorunlu bir dildir.


Terörsüz Türkiye’nin adım adım gerçekleştidiği bir süreçte her türlü fedakarlık yapılıyorken birden bire Halep gerekçesiyle sokaklara dökülmek, sivri dile saplanıp kalmak, Diyarbakır’dan İstanbul’a kadar meseleyi bağlamından koparıp istismar etmek hiç kimseye bir şey kazandırmayacaktır.


Bilinmelidir ki, Türk’ün kanı Kürt’e, Kürt’ün kanı da Türk’e haramdır. Çünkü biz kardeşiz, biz kader ve keder ortağıyız.


SDG/YPG’nin Ankara’ya davet edilip müzakere edilmesini istemek ya aceleye getirilmiş bir açıklama veya meseleyi kavrayamayan ve gerçekleri göz ardı eden bir akıl tutulmasıdır. İsrail’in güdümündeki terör örgütüyle pazarlık nasıl olacaktır?


Türkiye Cumhuriyeti böylesi bir zillete nasıl onay verecektir? Muhatap bellidir, PKK’nın kurucu önderinden başkası asla değildir.


DEM Parti’nin Türkiye partisi olma yönündeki demokratik ve dengeli mücadelesini görmekle beraber, eski hastalıkların tekrar ve zaman zaman bir kez daha nüksetmesinin sorumluluk ahlakıyla çatışacağını düşünüyorum. Hatırlatmam maruz görülsün, fakat bu parti Türkiye’nin partisidir ve bu haliyle Türkiye’ye parmak sallaması asla ve kata meşru, masum ve makul görülemeyecektir.


Halep’te sükûnetin tesisi sevindirici bir gelişmedir. Suriye’nin siyasi ve toprak bütünlüğü muhakkak korunmalıdır. SDG/YPG’nin muhatabı Suriye Cumhuriyeti devletidir, nihayet 10 Mart Mutabakatının zamanı dolsa da karşılıklı uzlaşma, yapıcı görüşme ve müzakerelerle İmralı’nın da çağrısı olan entegrasyon süreci tamamlanmalıdır.


Tarih ve coğrafyayı birbirine bağlayarak barış kuşağının sıcaklığı milletimizin ve bölge halklarının bahtını ve yolunu açacaktır. İnancımız, irademiz, ümidimiz ve hedefimiz de bu şekildedir.


Uyuyan vicdanları deyim yerindeyse çekiç darbeleriyle uyandıracağız. Çoğulcu cehaletin tutsağı olanları mutlaka aydınlatıp ikna edeceğiz. Türk’ün kaderi Kürt, Kürt’ün kaderi Türk’tür diyeceğiz. Eli silahlı, eli kanlı, vicdanı lekeli, kalbi nasırlı teröristleri aramızdan çekip çıkaracağız. Türkiye’mizin ve bölgemizin telafisi mümkün olmayan bir yıkıma sürüklenmesini önlemek hepimiz için milli bir görevdir.


Herkes üstüne düşen sorumluluğu, siyasi hesapları bir kenara bırakarak yerine getirmelidir. Biz herkesi Türk milletinin vazgeçilmez bir evladı olarak görüyoruz. Milliyetçi Hareket Partisi milletimizin her evladına kapısını açıyor. Bu topraklara vatanım diyen herkese ocağını açıyor. Bu insanlara milletim diyen herkese kucağını açıyor. Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhur İttifakı, bu bayrak benim, bu ülke benim diyen herkese gönlünü açıyor.


İçinden geçtiğimiz hassas ortam tahrik ve kışkırtmalara açıktır ve müsaittir. Bu nedenle önümüzdeki süreç dikkat, sağduyu ve akıl gerektirmektedir. Türk milleti müsterih olsun. Gönlünü geniş tutsun. Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhur İttifakı çatışma için değil, kardeşlik için vardır.


Ancak, milli varlık tehlikeye düşerse gereğini yapmaya da hazır olduğumuz kesinlikle unutulmamalıdır. Bayrağın gönderden indiği yerde, Bin yıllık kardeşliğin katledilmek istendiği anda; Maldan, mülkten ve candan vazgeçmeyen bin kere namerttir. Bu bizim Türk tarihine olan şeref borcumuzdur. Türk milletine olan namus borcumuzdur. Bu vatan sahipsiz değildir."


Sefalet ücreti itirafı


Bahçeli, son olarak da iktidarın emekliye verdiği ücreti “sefalet” olarak tanımladı.


Bahçeli, iktidarın reva gördüğü 20 bin lira ücrete karşın emekli için düzenleme istedi. Bahçeli şunları ifade etti:


"Diğer altını kalın bir şekilde çizerek ifade etmeliyim ki emeklilerimizin derdi


En düşük emekli maaşı alan ve sayıları yaklaşık 5 milyona yaklaşan kardeşlerimizin sosyal ve ekonomik durumlarını iyileştirmek için gerekirse elimizi değil gövdemizi taşın altına koymalıyız. Onlar üzülürken bizler rahat olamayız. Onlar sefalet ücretine değil en azından insanca yaşayabilecekleri bir seviyeye taşımalıyız. Emeklilerimizin sonuna kadar yanındayız."


İlgili Etiketler

Yorumlar

0 yorum

Yorum bırak

Yorumunuzu bizimle paylaşın.

Yorumlar yayına alınmadan önce kontrol edilir.

Henüz yorum yok.