Ekonomi Manşet logo
İstanbul|
19°
Anasayfa
Orhan Ertürk

Hak edilmeyen hayatlar

İlgili Etiketler

Hak edilmeyen hayatlar

Ortalama ömrün 80 yıl civarında olduğu yaşam yolculuğunda şanslı olanlar 20’li yaşların başına kadar eğitim alarak hayata hazırlanıyorlar. Daha sonraki 20 yıl kariyer peşinde mücadele ile geçiyor. Ondan sonraki 10-15 yıl tecrübe, birikim ile ekilenlerin biçildiği dönemi oluştururken emeklilik moduna geçiş başlıyor. Bu süreçte başını sokacak bir evi, bir arabası ve biraz birikimi olan şanslı kesim insanca yaşama çizgisine ulaşabiliyor.


Ama bazı meslekler var ki merdivenleri basamak basamak çıkarken nefesi kesilenlerden çok daha şanslılar. Önlerinde engeller olmadığı gibi tam tersine atlayarak, zıplayarak hatta uçarak bambaşka yolculukların sahibi olabiliyorlar. “Ne kadar emek o kadar kazanım” sözünü boşa çıkarırcasına hızlı ve akıl almaz bir şekilde ilerliyorlar. Rasyonalitenin yok olduğu bir algı dünyası gerçeği ile karşı karşıyayız. 


Mesela liyakat yoksunları, futbolcular, birkaç parçası hit olunca hayatlara dokunan şarkıcılar, insanlığa herhangi bir katkı sağlamayan ama milyon takipçili sosyal medya fenomenleri…


Onlar için temel eğitim veya başka standart kriterler aranmıyor… İlişki ağları sayesinde sosyal ve popüler kültür içinde kapılar açılıyor, paralar saçılıyor… 


18-19 yaşlarında bir futbolcu için hayat dar alanda paslaşmalarla başlıyor. Temel eğitimini tamamlamadan bile hayat onun ve ailesi için tahmin edilemez ölçek ve hızda güzelleşebiliyor. Hayatı oyun gibi algılayan bir top sever sadece keyif değil üstüne akıl almaz paralar kazanıyor. Ortalama bir yeteneği varsa bile milyon euro transfer ücreti olan bir genç futbolcu, sadece 17 bin lira asgari ücret ile hayata meydan okuyan bir yetişkinin aldığı bilet sayesinde rüya gibi bir hayat yaşayabiliyor.


Gelelim hayatın çileli ama gerçeklerini yaşayan ve son dönemde gündemden düşmeyen asgari ücretliye…


Asgari ücret mesleğin başında deneyimsiz ve niteliği kısıtlı kesim için düzenlenmiş bir minimum maaş kriteri olmasına rağmen çalışanların yaklaşık yarısı asgari ücretle çalıştırılıyor. Ama asgari ücret ile milletvekili maaş katsayısı batı ülkeleri ile karşılaştırıldığında Türkiye başı çekiyor. Milletvekillerimiz asgari ücretin 10 misli maaş alırken oranlar Avrupa genelinde ortalama 4-5 misli civarında. Hak eden kim, hak etmeyen kim…


Bir bireyin emek harcayarak ve tam zamanlı çalışarak temel insani ihtiyaçlarını karşılayamaması, toplumsal eşitlik ve adalet ilkelerine aykırı iken yoksulluk sınırı altında yaşam mücadelesi ile sınananlar bu hayatı hak etmek için ne yaptılar?


Bütün bir hasat döneminde yoğun bir emek ile yetinmeyen, olumsuz doğa koşulları ile de mücadele ederek bizi besleyen çiftçilerin durumu da farklı değil…


Alın teri akıtarak elde ettikleri ürünlerini maliyetlerinin üstünde satamazken aracıların hak etmedikleri kazançlarına ne demeli? Tarla maliyeti 20 lira olan bir ürüne markette yaklaşık 3 katı ödüyoruz. Çiftçiler yoksulluk çekerken biz tüketicilerde fahiş fiyatlarla mücadele ediyoruz ve her

geçen gün tüketim tercihlerimizi tekrar gözden geçiriyoruz.


Haber bültenlerinde kısa süre önce market fiyatlarına ilişkin yaz sıcağında yüzümüze buz gibi çarpan bir araştırmanın sonuçları paylaşıldı. Londra’da 20 kalem gıda ürününden oluşan bir alışverişin Türkiye’ye göre yüzde 10 daha ucuz yapıldığını öğrendik. İngiltere’de kişi başına düşen GSMH’nın Türkiye’ye göre yaklaşık 4 kat fazla olduğunu düşünürsek bu fahiş bedeli hangi vatandaşımız hak ediyor olabilir…


Bir yıllık enflasyon hedefine 5-6 ayda ulaşan bir yönetim anlayışını batı ülkeleri çok fena kıskanıyorlar(!)


Düşünsenize, bizim bir aylık enflasyonumuza onlar 12 ayda ulaşabiliyorlar…


Bize sunulan ise yüksek enflasyon altında yaşam standartlarımızı kaybedip yoksullaşmayı kabullenmemiz…


Gerçekten bunu hak ediyor muyuz?  


Niteliksiz göçmenler plansız, programsız ve sebepsiz düzenlemelerle ülkeye giriş yaparken eğitimli gençlerin ülkeden göç etmesi ülkemiz için olumsuz etkiler yaratabilecek bazı ortak sonuçlara sahiptir. Umudunu ülke sınırı dışında arayan nitelikli ve eğitimli gençler ülkeyi terk ederken niteliksiz göçmenler ithalatı/nitelikli iş gücü ihracatını güzel ülkemiz hak ediyor mu?


Dünya kaynakları herkese yetecekken açlık sorununun bir türlü çözülememesinin en önemli sebebi insanoğlunun doyumsuzluğu ve varlık içinde olanların bir türlü doymamaları… 


Güzel ülkemiz de bundan payını fazlasıyla alıyor ne yazık ki…


Temel vatandaşlık bilinci çok önemli…. 


Ödenen verginin ve kullanılan oyun takipçisi olmadan hak edilen bir hayata ulaşma şansının olmadığını görüyoruz.


Hak ettiğiniz hayatı yaşamak için öncelikle oyunuzun, ödediğiniz verginin ve kesinlikle alın terininizin karşılığı olarak almayı düşündüğünüz hizmet ve ürünün ödeyeceğiniz bedeli hak edip etmediğinin takipçisi olun…



İlgili Etiketler

Yorumlar

0 yorum

Yorum bırak

Yorumunuzu bizimle paylaşın.

Yorumlar yayına alınmadan önce kontrol edilir.

Henüz yorum yok.