Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: Yıl sonu kişi başına gelir 17.748 dolara ulaşacak
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, TBMM Genel Kurulu'nda 2026 yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2024 yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tekliflerinin sunumunu gerçekleştirdi. Yılmaz burada yaptığı sunumda "Yıl sonu itibariyle kişi başı gelirimizin 17.748 dolara ulaşmasını, bu sayede yüksek gelir grubu ülkeler arasına girilmesini bekliyoruz." ifadelerini kullandı
İlgili Etiketler

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, TBMM Genel Kurulu’nda 2026 yılı bütçesine dair kritik değerlendirmelerini kamuoyuyla paylaştı.
Yılmaz, konuşmasının başında "İstikrarın sürdürüldüğü bir ortamda, vatandaş ve hizmet odaklı bir yaklaşımla hazırlanan 2026 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi, tam anlamıyla bir “istikrar ve refah” bütçesidir. Türkiye, son 23 yılda, Sayın Cumhurbaşkanımızın dirayetli ve vizyoner liderliğinde makroekonomik istikrardan kurumsal reformlara, altyapıdan sosyal politikalara kadar pek çok alanda dünyaya örnek olacak bir kalkınma hamlesi ortaya koymuştur." ifadelerini kullandı.
Cevdet Yılmaz'ın açıklamalarından öne çıkanlar:
Türkiye, son 23 yılda Sayın Cumhurbaşkanımızın dirayetli ve vizyoner liderliğinde; makroekonomik istikrardan kurumsal reformlara, altyapı yatırımlarından sosyal politikalara kadar birçok alanda dünyaya örnek gösterilebilecek bir kalkınma atılımını hayata geçirmiştir.
Bu süreçte Türkiye, uluslararası gelişmişlik sınıflandırmasında alt-orta gelir grubundan üst-orta gelir grubuna kalıcı biçimde yükselmiştir. Bu başarı yalnızca ekonomik bir kazanım değil; güçlü bir devlet aklının, kararlı liderliğin ve milletimizin azminin ortak eseridir.
Bugün artık yeni bir eşik noktasındayız. Türkiye, yüksek gelirli ülkeler ligine girmeye hazırlanan bir ülke konumundadır. Bu süreç sadece rakamsal bir büyüme değil; aynı zamanda niteliksel bir dönüşümün ve yeni bir kalkınma hamlesinin başlangıcıdır. Hedefimiz; daha yüksek standartlar, daha ileri teknolojiler, daha güçlü kurumlar ve daha kapsayıcı bir refah anlayışıdır.
Bu yolculuk, Türkiye Yüzyılı vizyonu doğrultusunda büyük bir dönüşüm hamlesini ifade etmektedir.
Bu kapsamda 2026 yılı, Orta Vadeli Programımızın en kritik dönemlerinden biri olacaktır. 2026, hem bugüne kadar atılan adımların somut sonuçlarının görüleceği hem de hayata geçirilen reformların meyvelerinin toplanacağı bir eşik yıl niteliğindedir.
Hazırlanan 2026 yılı bütçesi de bu perspektifle şekillendirilmiştir. 2026 bütçesi, yapısal dönüşümü hızlandıracak ve yüksek gelir hedefini destekleyecek bir anlayışla hazırlanmıştır.
AR-GE ve yenilikçiliğin desteklenmesi
Yeşil ve dijital ekonomiye geçiş sürecinde teknolojik dönüşümü hızlandıracak adımlar, gıda ve enerjide arz güvenliğini güçlendirecek politikalar ile yeni bir sosyal konut hamlesine yönelik çalışmalar bütçede net bir şekilde yerini almıştır.
Yüksek katma değerli üretimin artırılması, AR-GE ve yenilikçiliğin desteklenmesi bu bütçede güçlü programlar ve somut kaynaklarla karşılık bulmaktadır. Böylece teknoloji odaklı kalkınmanın temelleri daha da sağlamlaştırılmaktadır.
“Asrın Felaketi” olarak nitelendirilen depremlerin yaralarının tamamen sarılması, şehirlerin daha dirençli hâle getirilmesi ve yeni bir yaşam güvenliği standardının oluşturulması, bu bütçe döneminde de en önemli öncelikler arasında yer almaya devam edecektir.
Bir yandan deprem bölgesindeki inşa ve ihya çalışmalarının tamamlanması hedeflenirken, diğer yandan risk yönetimi anlayışıyla tüm şehirlerin afetlere karşı daha dayanıklı hale getirilmesi yönündeki çalışmalar kararlılıkla sürdürülecektir.
Bu bütçe; yatırımı, istihdamı, üretimi ve ihracatı destekleyerek sürdürülebilir büyümeyi, kapsayıcı kalkınmayı ve refahın toplumun tamamına yayılmasını amaçlamaktadır.
"Küresel riskler hâlen yüksek seyrediyor"
Küresel ekonomide, gelişmekte olan ülkelerin payı artarken, G7 ülkelerinin ağırlığının azaldığı gözlenmektedir. Dünyadaki ekonomik ve siyasi gelişmeler doğrultusunda politika ve stratejilerin sürekli güncellenmesi zorunlu hale gelmiştir.
Küresel enflasyonda gerileme işaretleri görülmesine rağmen, istenen düzeylere henüz tam olarak ulaşılamamıştır. Önümüzdeki dönemde küresel ticaret hacminin, pandemi öncesi seviyelerin altında kalacağı öngörülmektedir. Politik belirsizliklerin bir miktar azalmasına karşın, küresel risklerin hâlen yüksek seyretmektedir
2026 yılında dış şartların, bir önceki yıla göre daha destekleyici olacağı değerlendirilirken, Türkiye ekonomisinde ılımlı ancak daha dengeli ve istikrarlı bir büyüme süreci yaşanmaktadır"
"Yıl sonu itibariyle kişi başı gelirimizin 17.748 dolara ulaşmasını bekliyoruz"
"Pandemi sonrası dönemde dünya %15,2 büyürken, Türkiye bunun iki kadar büyüme sergiledi. Yıl sonu itibariyle kişi başı gelirimizin 17.748 dolara ulaşmasını, bu sayede yüksek gelir grubu ülkeler arasına girilmesini bekliyoruz. Avrupa'nın 4. büyük ekonomisi haline gelmeyi bekliyoruz, Dünyada 16., satınalma paritesine göre 11. büyük ekonomi olacağız."
"2026 yılında ekonominin yüzde 3,8 oranında büyümesi bekleniyor"
"Orta Vadeli Program’da (OVP) belirlenen büyüme hedeflerinin gerçekçi ve ulaşılabilir olduğu görülüyor. Temel amaç, geçici değil, sürdürülebilir ve dengeli bir büyüme yapısını kalıcı hale getirmektir.
Bu çerçevede, 2026 yılında ekonominin yüzde 3,8 oranında büyümesi beklenirken, işsizlik oranının ise yüzde 8,5 seviyesinin bir miktar altında gerçekleşebileceği öngörülmektedir."
Enflasyon mesajı
Dezenflasyon sürecinin Türkiye’de artık kalıcı bir istikrar zemini üzerinde ilerlediği değerlendiriliyor. Kasım 2025 itibarıyla TÜFE’nin yüzde 31,1 seviyesine geriledi. Bununla beraber fiyat istikrarını sağlamaya yönelik politikaların kararlılıkla sürdürülecek. Hedefler doğrultusunda, 2026 yılında enflasyonun yüzde 20’nin altına düşürülmesi, 2027 yılında ise tek haneli seviyelere indirilmesi amaçlanıyor.
"TCMB rezervleri 28 Kasım itibariyle 183,2 dolara ulaştı"
"Toplam mal ve hizmet ihracatımızı, yıl sonunda 390 milyar doların üzerinde olacak.Uluslararası doğrudan yatırımlar 11,4, yıllıklandırılmış doğrudan yatırımlar 15,3 milyar dolara ulaştı. KKM'nin oranı yüzde 0,1'e kadar düştü, hemen hemen sıfırlandı. TCMB rezervleri 28 Kasım itibariyle 183,2 dolara ulaştı."
Deprem harcaması sonrası bütçede denge hedefi
"Yıl sonunda bütçe açığının milli gelire oranının yüzde 3,6 seviyesinde gerçekleşmesi öngörülürken, son aylarda vergi ve diğer gelir kalemlerinde yaşanan artışın bu oranı daha da aşağı çekebileceği öngörülüyor. Bütçe giderlerinde ise tahminlerin aksine yaklaşık 57 milyar liralık bir düşüş yaşanması bekleniyor.
Deprem harcamalarının geçici etkisinin ortadan kalkmasının ardından, bütçe açığının yeniden hükümetlerin uzun dönem ortalaması olan yüzde 3’ün altına indirilmesi hedefleniyor. 2026 yılına ilişkin beklentilerde ise bütçe gelirlerinde yaklaşık yüzde 30’luk bir artış öngörülüyor."
İlgili Etiketler
Yorumlar
0 yorumHenüz yorum yok.
