Bugün, 6 Şubat depreminin ikinci yıl dönümündeyiz
Felaketin hemen ardından gördük ki, yaşadığımız yıkım yalnızca depremin değil, insan hatalarının bir sonucuydu. Dünyanın en aktif deprem kuşaklarından birinde yaşamamıza rağmen tarım alanlarına, ovalara ve sulak alanlara imar izni verildi, olmaması gereken yerlere yüksek katlı binalar dikildi, imar barışı adı altında kaçak yapılar yasallaştırıldı, doğa yasaları hiçe sayıldı, bilime kulak tıkanarak kentleşme politikaları ranta teslim edildi.
İlgili Etiketler


Bu felaketin ardından 60000’den fazla insanın hayatını kaybetmesi “takdiri ilahi” değildi. Öldüren, depremin ötesinde doğayı bir meta olarak gören hızlı ve plansız şehirleşme modeli, bunun yarattığı toplumsal adaletsizlikler, denetimsizlik ve daha fazla kazanç hırsıydı. Gerekli kontrol ve düzenlemeler de yapılmadığı için bedelini en ağır şekilde, canlarımızla ödedik. Bizler, o ilk acılı günlerde “Asla unutmayacağız” ve “Biz ne yapabiliriz?” sorularını sorarak farklı disiplinlerden uzmanlarla bir araya geldik ve uluslararası uzman bir arkadaşımızın da desteğiyle çalışmalara başladık. Dünyada tüm yaşanabilir, dirençli şehirlerin planlamalarında imar planlarından önce stratejik vizyon planı ve çevre düzen planları yapılır. Bu, insanca ve doğayla uyumlu kaliteli yaşam standartlarını da beraberinde getirir. Buradan yola çıkarak, “Havası solunabilen, suyu içilebilen, zengin toprakları ekilebilen, tüm canlılarıyla birlikte yaşanabilen, depremlere dirençli Asi Havzası, Samandağ kıyıları, Mileyha Sulak Alanı başta olmak üzere, deprem bölgelerinde daha güvenli, adil, doğa dostu ve afetlere dayanıklı bir gelecek inşa etmek” amacıyla Türkiye’de siviller tarafından yapılan ilk Çevre Planı olan Asi Çevre Vizyon Planı çalışmalarına başladık. Bu çalışmanın Türkiye’nin birçok bölgesi için örnek bir yol haritası olacağını düşünüyoruz. 6 Şubat gibi büyük bir felaketten sonra hızlı bir yapılaşma sürecine girildi. Antakya’nın
merkezine gittiğinizde şu an her yer inşaat halinde. Tozdan dolayı yaya olarak dolaşmak, nefes almak neredeyse imkânsız; hatta bazı yerlerde 10 metre ötesini görmek bile zorlaşıyor. Bu kadar büyük bir felaketten sonra konut ihtiyacı elbette büyük, ancak bir şehrin yeniden ayağa kalkabilmesi için konut dışında da elzem ihtiyaçlar var. Nefes alabilmek, temiz havaya ve suya erişebilmek, halk sağlığını korumak ikinci plana atılmamalı.

Saha Çalışmalarımız ve Gelişmeler
Planın hazırlanması için biyolojiden hukuka, tasarımdan mühendisliğe, bölgedeki 20’den fazla uzmanı bir araya getiren çalıştaylar ve mülakatlar düzenledik.
Sahada çiftçiler, işletme sahipleri, muhtarlar, uzmanlar ve yerel halktan pek çok kişi ile görüşmeler yaptık; video ve ses kayıtları ile mevcut durumu ve çevre sorunlarını belgeledik.2025’e girerken amacımız doğal alanlarımızı, su kaynaklarımızı ve sağlığımızı hep beraber korumak. Bu doğrultuda 1:100.000 ölçekli planlar ve ÇED süreci ile doğal kaynaklarımızı koruyarak çevre dostu inşaat ve yapılaşma tekniklerini destekliyoruz.
• Antakya Çevre Koruma Derneği ile avukatların açtığı davada, Döver Mahallesi sınırlarında Bozlu Mahallesi’ni olumsuz etkileyen taş ocağına Hatay 3. İdare Mahkemesi yürütmeyi durdurma kararı verdi.
• Samandağ’da kapasitesinin dört kat arttırılması planlanan beton santraline, Asi Nehri’ne yakınlığı, yakındaki eğitim kurumu ve tarım alanlarına olan olumsuz etkisinden dolayı “dur” denildi.
• Mileyha Sulak Alanı ve Samandağ kıyı şeridinde su kalitesi ölçümleri ve çevre koruma planı yapılması için Samandağ Belediyesi ile çalışmaktayız.
Burada aslında 1:100.000 ve 1:50.000 ölçekli planlar kritik bir rol oynuyor. Çevre düzeni planları, hem bugün kaybettiklerimizi güvenli bir şekilde yeniden inşa etmek hem de gelecekteki afetlere karşı dirençli olmak açısından büyük önem taşıyor. Bu planlar, aynı zamanda tarihi ve kültürel mirasın korunmasını, ekolojik dengelerin gözetilmesini ve yapılan jeolojik etütler doğrultusunda güvenli yaşam alanlarının belirlenmesini sağlayacak. Tarımı, doğası ve insanıyla bir bütün olan bu coğrafya için sürdürülebilir bir gelecek inşa etmek hepimizin sorumluluğu. Asi Nehri Çevre Vizyon Planı projesi, Antakya Çevre Koruma Derneği, Dünya Mirası Adalar Ekoloji ve Kültür Derneği ile Asist ortaklığıyla; Turquoise Coast Environment Fund–Turkey, Conservation Collective, Turkish Philanthropy Funds, Turkey Mozaik Foundation ve Sivil Toplum için Destek Vakfı tarafından desteklenmektedir. Kaybettiğimiz her canı anarken, bir daha aynı acıları yaşamamak için doğayla uyumlu, adil ve dirençli şehirler inşa etmek zorundayız.
İlgili Etiketler
Yorumlar
0 yorumHenüz yorum yok.
