Verusa Holding’in önünde eylem

Tokat'ın Erbaa ilçesindeki Kelkit Havzası ile Boğalı ve Sakarat yaylalarında altın ve bakır çıkarma projesi yürüten Verusa Holding’in önünde eylem yapıldı

Verusa Holding’in önünde eylem

Arama çalışmalarında siyanür ve sülfürik asit kullanıldığını iddia eden eylemciler, “Verusa Holding, Erbaa’yı terk et” diye slogan attılar. Bazı politikacıların da katıldığı protestoda eylemciler, "Bizler, o yaylaların, o vadilerin suyunu içmiş, yoğurdunu, üzümünü, çileğini yemiş evlatları olarak, bu talana asla izin vermeyeceğiz" dedi. 

İstanbul Tokat İli Dernekleri Federasyonu, Erbaa Dernekler Federasyonu, Tüm Tokatlılar Kültür ve Dayanışma Derneği ile Karkın, Keçeci, Derbentçi, Erenli, Yenisu, Bayat, Kuytul, Ümük ve Karataş köylüleri, Maslak’ta bir araya gelerek maden şirketi Verusa Holding’in bulunduğu binanın önüne yürüdü. “Verusa Erbaa’dan defol” yazılı pankart açarak yürüyen Tokatlılarla CHP'nin Tokat kökenli İstanbul milletvekili Özgür Karabat ve HDP İstanbul Milletvekili Züleyha Gülüm de katıldı.

“BU TALANA ASLA İZİN VERMEYECEĞİZ”

Şirketin Maslak’taki binası önünde yapılan açıklamada, şunlar dile getirildi:

“Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü tarafından Tokat ili Erbaa ilçesinde, Boğalı ve Sakarat yayalalarında altın-bakır madeni aranması amacıyla Verusa Holding’e 'Genel Arama Ruhsatı' verilmiştir. 19 Nisan 2020’de ruhsatını alan firma, yaylalarımıza gelerek arama çalışmalarına başlamış ve kamuoyuna yaptığı açıklama ile 26 Haziran tarihinde yaptıkları ön araştırmada tonda 3,95-12,54 gram altın bulduğunu ve bu projenin ruhsatını da bu amaçla kurmuş oldukları Galata Altın İşletmeleri AŞ’ye devrettiğini açıklamıştır. Şirket, o günden bu yana yaylalarımıza girmiştir ve araştırmalarına devam etmektedir. Tüm yöre halkımızı, derneklerimizi, kurumlarımızı birlikte mücadele etmeye ve tüm bölge milletvekillerimizi talana ve yıkıma dur demek için de bizlerle birlikte olmaya çağırıyoruz. Bu topraklar hepimizin. Bu topraklarda kurdun, kuşun hakkı var. Bizler, o yaylaların ve vadilerin suyunu içmiş, yoğurdunu, üzümünü, çileğini yemiş evlatları olarak bu talana asla izin vermeyeceğiz. Buradan, Verusa Holding’in önünden Verusa’ya sesleniyoruz: Verusa Holding, Erbaa’yı terk et! Seni yaylalarımızda istemiyoruz! Senin pis işine, kirli altınına ihtiyacımız yok. Bizim yaylalarımız ve ovalarımızda yetişen ürünlerimiz bizim altınımızdır. Bize yeter! Yerin altından çıkaracağınız altın, üstündeki yaprağımızdan daha değerli değildir. Dağımıza, yaşamamıza sahip çıkacağız.” 

"SİYANÜRLE, SÜLFÜRLE TÜRKİYE’NİN HER TARAFINDA MANTAR GİBİ ALTIN ARAMA, MADEN ARAMA RUHSATLARI VERİLİYOR"

Eyleme destek veren CHP'li Özgür Karabat şunları söyledi:

"Bugün burada Erbaa’da, Verus adlı şirketin yaptığı altın aramasıyla ilgili vatandaşın tepkisi var. Çok haklılar. Çünkü aslında Erbaa tarımsal üretim açısından çok önemli bir merkez, hayvancılık açısından çok önemli bir merkez. Yaylaların yok edileceği bir aramayla karşı karşıyayız. Üstelik sadece bir yerde başlayan bir aramanın Erbaa’nin ve Miksar’ın Taşova’nın çeşitli köylerine kadar devam edileceği söyleniyor. Belli olmayan bir ruhsat var burada. Siyanürlü altın arama işleminin doğru olmadığını, Erbaa’nın üstünün altından değerli olduğunu söylüyoruz. Ama onun dışında sadece Erbaa'da değil Türkiye’nin dört bir yanında Kaz Dağları'nda, Munzur’da başka yerlerde olan çevre katliamlarına da hep birlikte karşı çıkmak gerekiyor. Çünkü Türkiye’nin her tarafında mantar gibi altın arama, maden arama ruhsatları veriliyor. Bu ruhsatlarla ilgili ne bir stratejik planlama var ne ulusal planlama var. Hiçbir şekilde neye dayandığı belli olmayan, bakanlığın kendi iradesine göre verdiği ve çoğu zaman vatandaşların tepkisiyle karşılaşan bir maden arama süreci var. Siyanürle altın arama süreçleri var. Dolayısıyla doğru bir iş değil. Üstelik bu aramalarda gerçekten altın çıksa bile Türkiye’deki şirketlerin ve Türkiye’nin çok karlı olmayacağı işler bunlar. Çünkü çok düşük payların Türkiye’ye bırakıldığı uluslararası şirketlere büyük payların bırakıldığı bir süreçten bahsediyoruz. Şunu ısrarla söylüyorum Erbaa’daki Tokat yaprağı, Erbaa’daki salça üretimi, Kaz Ova'nın domatesi, bugün Erbaa’da bulunacak altında daha değerlidir. Kaldı ki bu pandemi sürecinden sonra bütün dünya tarımsal üretime önem verirken, Erbaa gibi tarımsal üretim merkezlerinin bu tip altın arama yöntemleriyle yok edilmesini de doğru bulmadığımı belirtmek istiyorum."

“BÖLGEYİ İNSANSIZLAŞTIRACAKLAR, SUYU ZEHİRLEYECEKLER"

HDP Milletvekili Züleyha Gülüm de sermaye yerine doğanın korunmasını istediklerini ifade ederek, "Doğayı koruyun, insanları koruyun, hayvanları koruyun tüm canlıları koruyun. Aslında yaşamı koruyun, gelecek nesilleri koruyun demek için buradayızüm, şunları dile getirdi:

"Bugün buradayız, çünkü yine bir doğa katliamıyla karşı karşıyayız maalesef. Türkiye'de yaşamak için inanılmaz güzel yerleri olan müthiş bir doğaya sahip böyle bir ülkeyi madenciler adına sermayenin çıkarları için, onların daha fazla kar etmesi için katliama uğratan bir iktidarla karşı karşıyayız. Tokat’ta Erbaa’da da aynı durum yaşanıyor, Amasya’da aynı durum yaşanıyor. Siyanürlü altın arayacağım diye insanların yaşamlarını yok etmeyi göze alan, buna izin veren bir yaklaşım var ortada. Geçim kaynaklarını ortadan kaldıracaklar, bölgeyi insansızlaştıracaklar, suyu zehirleyecekler dolayısıyla su içilemeyecek hale gelecek. Yani insanları yüzyıllarca yıldır yaşadığı yerden aslında göç etmeye zorlayan, orayı insansızlaştıran, herhangi bir canlının bile kalmasına izin vermeyen bir siyanürlü altın aramanın izni verilmiş durumda. Bunun için de derneklerimizle birlikte mücadele etmeye devam edeceğiz. Bu şirket bu bölgeden gidene kadar bu mücadele sürecek. Omuz omuza yürüteceğiz. Çünkü biz biliyoruz ki doğa yoksa yaşam yok. Canlı yoksa gelecek yoktur bu nedenle mücadeleyi sürdüreceğiz."

"SİYANÜRLE ALTIN ARANMASINA ŞİDDETLE KARŞIYIZ"

Tokat İli Dernekler Federasyonu (TOKDEF) Başkanı Halil Bakan da "Erbaa Kelkit Vadisi üzerinde ekilebilir tarım arazisi anlamında güçlü bir ilçemiz, sanayisi de çok güçlü bir ilçemiz. Nüfus yoğunluğu da olan, 1939 depreminden sonra projelendirilmiş güzide ilçelerimizden bir tanesi. Doğasından bahsetmek gerekirse, bölgenin sulama ihtiyacını, içme suyu ihtiyacını karşılayan çok güzel içme sularına sahip yaylalarımız var. Söz konusu bu yaylalarımızda siyanürlü altın aranmasıdır. Oradaki yaşam alanlarımızı tehdit edecek bu siyanürlü altın aramasına şiddetle karşı olduğumuzu yerel sivil toplum örgütleri de bu olaya çok duyarlı ve hassasiyet göstermektedirler. İstanbul’da da biz çeşitli çevre illerdeki sivil toplum kuruluşlarıyla bugün şirket önünde bir eylem gerçekleştirdik" diye konuştu.

"SİYASET SİYANÜRDEN DAHA ZEHİRLİ"

Eylemde konuşan vatandaş Engin Altınoğlu, "Siyaset maalesef siyanürden daha zehirli. Çünkü siyanür insanları çok ayrıştıramıyor, ona karşı birleşebiliyoruz. Ama siyaset inanılmaz bir şekilde burada bile bugün bizi ayrıştırıyor" dedi (ankahaber.net Eda Sönmez)