TÜSEDAD Başkanı uyardı; Kıtlık kapıda, ete, süte yüzde 40 zam gelecek

TÜSEDAD Başkanı Sencer Solakoğlu: Nisan ayı gibi et ve süt açığı ortaya çıkacak. Ürünler o kadar pahalı olacak ki insanlar alamayacak

TÜSEDAD Başkanı uyardı; Kıtlık kapıda, ete, süte yüzde 40 zam gelecek

Kıtlık böyle olacak. Fiyatlar en az yüzde 30, en kötü senaryoda yüzde 40 fiyatı artabilir. Dolar yükselirse fiyat daha da çok artar. Tüm Süt, Et ve Damızlık Sığır Yetiştiricileri Derneği (TÜSEDAD) Başkanı Sencer Solakoğlu, raftaki pastörize sütün litresini şu anda 8-9 lira, nisanda 15-16 liraya çıkabileceğini söyledi.

Solakoğlu, “Ürünler o kadar pahalı olacak ki insanlar alamayacak. Evet, rafta ürün var ama fiyatlar bazı insanlar için altın değerinde. Bu onlar için kıtlık. Türkiye’de bir kıtlık var ve bunun artarak devam edeceğini düşünüyoruz” dedi.

Ocak 2021’de 65.5 lira olan 1 çuval gübrenin, şu anda 340 liraya, Ekim 2021’de 145 lira olan 1 çuval yemin şimdi 231 liraya çıktığını vurgulayan Sencer Solakoğlu, Cumhuriyet'ten Şehriban Kıraç'a konuştu.

- Ne oldu da Türkiye tarım ve hayvancılıkta kendine yetmez noktaya geldi? 

Türkiye’de hayvancılık sektörü son 20 yıldır sürekli geriye gidiyor. Bunu ana nedeni verimsizlik. Türkiye’de bir çiftçi bir dekar alandan 250-270 kilo buğday alıyor. Bu Amerika ve Avrupa’da 500 kilolarda. Bir hayvandan 200-250 kilo karkas et alırken Amerika’da 360 kilo mertebesinde. Çiftçiyi bilinçlendirip verim artışına sevk etmek yerine, popülist desteklerle verimsizlikte ısrar ediliyor. Tarımda öngörülü olmak, dünyayı takip etmek şart. Hangi üründe rekolte ne kadar olacak diye bakılmalı ki rekoltesi düşen ürün burada ekilmeli. Hububat bizim için çok önemli. 2000 yılı başında 75 milyon dekara buğday ekilirken şimdi 55 milyon dekara inmiş. Bu çok vahim.

HATALARIN DORUK NOKTASI

- Verimli tarım yapılacak diye bir umut görüyor musunuz?

Mevcut yönetim anlayışında tarım için hiçbir politika yok. Yapılan hataların doruk noktasına geldik. Öngörüden yoksun olunduğu için gözü kapalı yolda yürüyorsunuz. Sürekli bir yerlere çarpıyorsunuz ve sürekli bir yerlerinizi bantlıyorsunuz. Öncelikle gözü açmak lazım.

TMO dünya fiyatlarının dışında bir fiyatla yurtiçine hububat satışı yapmasın. TMO yurtdışına 4 bin 500 lira olan mısırı 2 bin 500 liradan piyasaya sürmemeli. TMO kanalıyla buğday, arpa, mısır satarak bu ürünlerin fiyatını uzun süreli aşağıda tutma şansınız yok. Suni hamleler tarımda başarılı olmuyor.

- Etçi ve sütçü tarafında durum ne? 

Burada da büyük hatalar yapıldı. Et ve sütte fiyatları frenlemek isteniyor. Buna karşın maliyetler dolar bazında artıyor. Yemin yarısı ithal geliyor, burada üretilen diğer yarısı da dolarla fiyatı artan gübre ve elektriğe endeksli. Buna rağmen et fiyatları Et ve Süt Kurumu, süt fiyatları da Ulus Süt Konseyi vasıtasıyla artmayacak dendi. Çifti yapmayın batıyoruz dedi. Birçok anaç damızlık hayvanın kesimine neden oldular. Bu kesimler de devam ediyor. Şu anda alım gücü çok düşen halkın süte ve ete ilgisi azalmış olmasına karşın yine de fiyatlar maliyet artışından kaynaklı yükseliyor. Sütte Ulusal Süt Konseyi ne diyorsa o fiyat uygulanıyor. En son çiğ süt fiyatını 4.70 TL olarak açıkladı, ama bir çiftçinin eline ortalama 4.41 kuruş geçiyor.

KİMSE KAZANMIYOR, HEPİMİZ BATIYORUZ

- Hem üretici hem tüketici mağdur, peki kim kazanıyor?

Kimse kazanmıyor. Hepimiz iflas ediyoruz, batıyoruz. Gıda fiyatları tüm dünyada dolara endeksli hareket eder. Bizim gelirimiz çok düştüğü için bize çok pahalı geliyor. Çiftçinin tüm giderleri dolar bazında arttığı için bu artış karşısında hepimiz eziliyoruz. Öngörülebilir tarım politikası olmak zorunda. 100 çiftçiden 1’i kazanıyor 99’u kaybediyor. Çiftçiye öngörülebilir piyasa koşulları sunmazsanız o zaman bu çiftçi batar. Döviz kurunun arttığı yerde, yem ilaç maliyetleri artıyor. Devlet zamlarından hiç taviz vermiyor. Biz sütü, eti soğutmak için müthiş derecede elektrik kullanıyoruz. Bunlarda indirim yok. Hatta sürekli zam yapılıyor, ama bizden fiyatımızı düşük tutmamız isteniyor. Çiftçi yerlerde sürünüyor. Zarar ettiğiniz için sermayeden yiyorsunuz.

- Kaldı mı çiftçide sermaye? 

Çizmeyi ayağından çıkaran çiftçiye bir daha o çizmeyi giydirmeniz mümkün değil. Tarımda geminin dümenini bir kere kırdınız mı onu tekrar rotaya oturtmanız çok zor. Türkiye her geçen yıl üretimden kaybetti. Dünyada kuraklık var ve Çin bazı ürünlerde bir yıllık stokçuluk yapıyor. Bu dünya fiyatlarında bir çalkantıya neden oluyor. Türkiye’nin de belli ürünlerde stok yapması şart. Bugün Rusya ve Ukrayna buğday ihraç etmiyorum dediği zaman, ithalat yapabileceğimiz ülke ABD olur, o zaman ekmeği 5 liradan aşağıya yiyemeyiz.

YURTTAŞ NE YİYECEK NE İÇECEK?

- Maliyetler tam olarak ne kadar arttı, mesela bir torba yem ve gübre kaç liraya çıktı?

1 çuval gübre Ocak 2021’de 65.5 liraydı, şu anda 340 lira. Bunu yem bitkisi üretmek için kullanıyorum. Ne kadar acı bir durumla karşı karşıya olduğumuzu anlatamam. Bir çuval yemin fiyatı Ekim 2021’de 145 liraydı, şimdi 231 lira. Fiyatlar daha da artarsa bu halk ne yiyecek, ne içecek. O zaman bu çiftçi ne yapacak!

Önümüzdeki ilk tehdit mart ayında başlıyor. Dolar arttığı için 44 bin tonluk bir gemi yemi yurtdışından 200 milyon liraya getiriyorlar. Bu eskiden 80 milyon TL civarındaydı. Tüm kredi hatları kapandı. Faizler yüzde 40’a dayandı. Tüm bu maliyetleri üretici yüklenmek zorunda. Bu olursa bu iş yapılmaz hale gelecek, üretici kredi bulamadığı için tefecinin eline düşecek. Zaten Türkiye’de yem fabrikalarının satışları yüzde 30 düştü. Çiftçi kötü bir döngüye girdi.

500 BİN HAYVAN KESİLDİ

- Maliyetler yükseldiği için, hayvan kesimi çok arttı mı? 

Tarım Bakanlığı’ndan bir yetkili ile görüştüğümde dedim ki bu senaryoyu 2008-2010 arasında izledik. O zaman 1 milyon damızlık hayvan kesildiği söyleniyordu. Şimdi de o kadar kesilmiştir dedim. Yok 500 binlerde falan hesaplıyoruz dedi. 500 bin anaç hayvanın kesilmesi telafisi çok zor bir olaydır. 2008’de yapılan hatanın Türkiye’ye maliyeti 9.2 milyar dolar olmuş. Şu andaki kesimlerin Türkiye’ye maliyeti 5-6 milyar dolar seviyesine gelmiştir.

- Türkiye bu eksikliği ne zaman hissedecek?

Ne zaman ki turistler gelmeye başlayacak o zaman ete ve süte talep artacak. Nisan ayı gibi et ve süt açığı ortaya çıkacak. Tüm üreticiler müthiş talep var deyip fiyat artırmaya başlayacaklar. Nisan mayısta fiyat artışının önü alınmayacağı için bu sefer aynı maliyetler raflara da yansıyacak.

YÜZDE 40 ZAM GELECEK

- Ne kadarlık zam gelecek?

Raftaki pastörize sütün litresini şu anda 8-9 lira, nisanda 1 Avro yani 15-16 lira civarında olacak. En az yüzde 30 en kötü senaryoda yüzde 40 fiyatı artabilir. Dolar daha da artarsa fiyat daha da yükselir. Karkas ette 60 TL olan fiyat 80 liraya çıkabilir, kıyma da 120 lira olur. 

2010’da şu vardı: Türkiye’de karkas etin kilosu 18 liraydı, Polonya’da 8 liraydı. Bugün Türkiye’de karkas et 60 TL. Yurtdışında yaklaşık 5 Avro. Yani 75 lira. Zaten yüzde 20-25’lik bir fiyat artışını buradan koyacaksınız.

Ürünler o kadar pahalı olacak ki insanlar alamayacak. Evet, rafta ürün var ama fiyatlar bazı insanlar için altın değerinde. Bu onlar için kıtlık. Türkiye’de bir kıtlık var ve bunun artarak devam edeceğini düşünüyoruz.

- Bu maliyetler böyle devam ederse, adım da atılmazsa çiftçi kalacak mı?

Küçük aile işletmeleri çok hızlı yok olmaya başlayacak. Büyük işletmeler de bu dönemde dişini sıkacaktır. Bu Türkiye için hayırlı değil.

TÜKETİMDE BÜYÜK DÜŞÜŞ

- Vatandaşın fiyat artışı kaynaklı tüketimi ne kadar düştü?

Kendi firmamızdan gördüğümüz eskiden 5 litre alan müşterilerim şimdi 3 litre süt alıyorlar. Haftada iki kere alan bir kere almaya başladı. Şarküterilerde sucuk, salam satışında yüzde 30’dan fazla düşüş var. Genel anlamda tüketimde büyük düşüş var. Zengin lüks mekândan düşük ucuz mekânlara kayış var.

- Maliyetleri kurtarmak için et ve süt fiyatı kaç lira olmalı? 

Üreticinin 1 litre süt ile 1 kilo yem alabilmesi gerekiyor. Şu anda 1 kilo yem en ucuzu 6 lira 62 kuruş. En pahalısı 4 lira 80 kuruş. Sütün litresi 6 lira 99 kuruşa satılması gerekiyor ki sadece yem maliyetini çıkarabilsin. 

- Sektör nereye gidiyor bir öngörünüz var mı?

Tarımda Türkiye uçurumdan aşağıya hızla düşüyor. Maliyet baskısı 2022’de devam edecek. Çiftçinin enflasyonun sebebi olmadığını, enflasyonun kurtarıcısı da olamayacağını insanların anlaması lazım. Devlet hiç hatayı kendinde aramıyor. Eskiden tarımda kullanılan elektrik ucuzdu. Şimdi evde kullanılanla aynı rakama geldi. Eğer siz tarımda gıdada enflasyon istemiyorsanız bir kere devletin elektrik mazot fiyatlarını minimuma çekmesi lazım. 

Çiftçi şu anda kredi çekerken yüzde 40 faiz ödemek zorunda kalıyor. Çiftçi zaten Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatifi’nden gırtlağına kadar borca batmış. Traktörünü, ineğini her şeyini verdi. Bundan sonra tefecinin eline düşer.