Maymun çiçeği kapanmayı gerektiriyor mu?

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Balık, "Maymun çiçeği virüsü, Kovid-19 ile karşılaştırdığımız zaman, yayılım hızının son derece yavaş olduğunu görüyoruz." dedi.

Maymun çiçeği kapanmayı gerektiriyor mu?

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. İsmail Balık, Kovid-19 ile karşılaştırıldığında maymun çiçeği virüsünün yayılım hızının son derece yavaş olduğunu vurgulayarak, "Bulaşma şekli Kovid-19'da olduğu gibi kapanmalara gitmeyi gerektirecek şekilde değil." dedi.

Maymun çiçeği virüsünün 7 Mayıs'ta İngiltere'de görülmesinin ardından yaklaşık 2 hafta içinde 12 ülkede daha tespit edilmesi, dünya genelinde hastalığın salgına dönüşme endişesine neden oldu. Virüs, şu ana kadar İngiltere'nin yanı sıra ABD, Almanya, Avustralya, Belçika, Fransa, İspanya, İsrail, İtalya, İsveç, İsviçre, Kanada ve Portekiz'de görüldü.

Balık, konuya ilişkin AA muhabirine yaptığı açıklamada, maymun çiçeğinin, Kovid-19'da olduğu gibi havadaki damlacıklar ve solunum yoluyla kolaylıkla bulaşabilen bir virüs olmadığının altını çizdi.

Virüsün, insandan insana bulaşması için yoğun ve yakın temas gerektiğini belirten Balık, "Dünya Sağlık Örgütünün resmi olarak açıkladığı maymun çiçeği vaka sayısı 90 civarında, 56 da şüpheli vaka var. Dolayısıyla Kovid-19 ile karşılaştırdığımız zaman, yayılım hızının son derece yavaş olduğunu görüyoruz. Bulaşma şekli Kovid-19'da olduğu gibi kapanmalara gitmeyi gerektirecek şekilde değil. Genel olarak insanlarla temasımızda hijyen tedbirlerine uyarsak, bu virüsün yayılması kolay olmayacaktır." diye konuştu.

Balık, maymun çiçeği virüsünün bulaşma şeklinin dünyada ilk kez tespit edildiği yıllardakinden farklı seyrettiğine işaret ederek, "Virüs ilk kez ortaya çıktığında küçük çaplı salgınlar yaptı. Fare, sıçan, sincap gibi kemiricilerden insanlara bulaşmıştı, bölgesel kalmıştı ve yayılmamıştı. O zaman hayvanlardan insanlara bir bulaşma ön plandayken şimdi insandan insana bulaşmanın da olduğunu görüyoruz. Çünkü Afrika ile hastalığın yaygın görüldüğü, endemik olduğu bölgelerle hiç bağlantısı olmayan kişiler arasında da virüsün yayıldığını görüyoruz. Bu da virüste, insandan insana geçişi kolaylaştıran bir değişim olduğunu düşündürüyor. Bununla ilgili araştırmalar devam ediyor. "

"Çiçek aşısı olanlar yüzde 80'den fazla korunuyor"

Maymun çiçeğinin, çiçek hastalığı virüsüyle aynı aileden olduğunu söyleyen Balık, şöyle devam etti:

"Çiçek hastalığı dünyadan silindiği için 1980'den sonra çiçek aşısı yaptırılması terk edildi. Yaşı 45'in üzerinde olanlar çiçek aşılıdır, kollarında çiçek aşısı izi vardır. Çalışmalar, bu kişilerin yüzde 80'den fazla bu virüse karşı da korunduğunu gösteriyor. Hastalığın gençlerde daha ağır seyretmesinde onların aşısız olmasının rolü olabilir. Zaten bazı ülkeler şu anda çiçek aşısının yeni jenerasyonunu hızlı şekilde üretmeye ve risk gruplarına uygulamaya başladılar. Hastalığın yayılma durumuna göre bu diğer ülkelerde de gerçekleşebilir."

Balık, hastalığın kesin bir tedavisinin bulunmadığını ama bu virüs grubuna etkili bazı ilaçlar olduğunu belirterek, "Eğer virüs yayılmaya devam ederse bu ilaçlardan hangilerinin daha etkili olduğu hızlıca gözlemlenecek ve ilaç tedavisi de yakın zaman tespit edilecektir." diye konuştu.

"Şu ana kadar hiçbir ölüm görülmedi"

Hastalığın öldürücülüğünün düşük olduğunu vurgulayan Balık, "Maymun çiçeği virüsü, çiçek hastalığı kadar öldürücü değil. Ayrıca virüsün, ortaya çıktığı yıllardaki kadar da öldürücü olmadığını söyleyebiliriz. Şu ana kadar hiçbir ölüm görülmedi. Virüs ilk kez ortaya çıktığında bir bölgede yüzde 10'a kadar, diğer bölgede yüzde 1'in altında ölüm görülüyordu ama şu an muhtemelen yapı değiştirmiş yayılımda olan virüsün ölümcüllük oranı muhtemelen daha da düşük. Belki de hiç ölümcül olmayacak. Bunu zaman içinde göreceğiz." değerlendirmesinde bulundu.

Prof. Dr. İsmail Balık, çiçek aşısının hastalığı yeni kapan kişilerde bile etkili olabildiğine işaret ederek, "Ayrıca 'çiçek serumu' dediğimiz serumla da hastalık tedavisinde kullanılabilir gibi görünüyor. Çiçek serumu, çiçek hastalığı geçirmiş veya aşılı kişilerin kanlarındaki antikorların yoğunlaştırılmasıyla elde edilebiliyor." bilgisini paylaştı.

"Ciltte kızarıklık ve içi sıvı dolu döküntülerle seyrediyor"

Maymun çiçeği hastalığının tanısının kolaylıkla koyulabildiğini kaydeden Balık, şöyle konuştu:

"Hastalık seyrine bakılarak kolaylıkla anlaşılabilir. Öncelikle ateş, baş ağrısı, kas ağrısı ve sırt ağrısı gibi bulgularla başlıyor. Ardından ciltte kızarıklık ve nohut büyüklüğüne kadar varan içi sıvı dolu döküntülerle seyrediyor. Özellikle bu sıvı çok bulaştırıcı. Bu şekilde olan kişilerin kendilerini izole etmeleri, başkalarıyla temas etmemeleri gerekiyor. Bu çerçevede sağlık çalışanları da hastaya korunmasız müdahale etmişse bulaşması söz konusu olabilir. Bu tip kimselerle temas edebilecek, polis memuru gibi çalışanların da dikkatli olması gerekiyor."

Balık, hastalığın henüz semptomların ortaya çıkmadığı kuluçka süresi boyunca bulaşmadığını dile getirerek, "Hastalık belirtiler başladıktan sonra bulaşmaya başlıyor. Kuluçka süresi genellikle 6 ila 13 gün arasında ancak 5 ila 21 gün arasında da değişebiliyor. Kuluçka süresinin ardından 2-4 hafta kadar süren hastalık süreci oluyor." dedi.

Prof. Dr. Balık, hastalığın Kovid-19'a göre rahatlıkla teşhis edilebilen hastalığın Türkiye'de herhangi bir vaka olması durumunda da hızlıca belirleneceğine işaret ederek, "Hasta kişiyle teması olanların yaklaşık 20 gün kadar karantinada kalmaları öneriliyor ama virüsün muhtemelen değişime uğramış bu yeni formunun ne şekilde seyir gösterdiği, tam olarak nasıl bulaştığı, nasıl bir klinik tablo oluşturduğu ve nasıl tedavi edileceği önümüzdeki günlerde netleşecektir." ifadelerine yer verdi.

"Dünyanın herhangi bir kapatmaya gideceğini düşünmüyorum"

Maymun çiçeğinin turizmi olumsuz etkilemeyeceğini düşündüğünü dile getiren Balık, şunları kaydetti:

"Virüsün bulaşma şekli göz önünde bulundurulduğunda dünyanın herhangi bir kapatmaya gideceğini düşünmüyorum. Hem bireysel olarak tedirgin olmamıza gerek yok hem de turizm açısından herhangi bir olumsuzluk oluşacağını zannetmiyorum. Genel hijyenik tedbirlere uyulması durumunda virüsün toplumda yayılması veya turizmi olumsuz etkilemesi açısından herhangi bir sorun oluşmayacaktır." (AA)