user
SGK açıkladı: Emekli olursam ne kadar maaş alırım

Sıradaki içerik:

SGK açıkladı: Emekli olursam ne kadar maaş alırım

e
sv

KONUTDER’den ödenebilir kredi formülü önerisi

02 Aralık 2022 16:22
  • e 0

    Mutlu

  • e 0

    Eğlenmiş

  • e 0

    Şaşırmış

  • e 0

    Kızgın

  • e 0

    Üzgün

KONUTDER Başkanı Altan Elmas, katıldığı Para Gündem yayınında ev sahibi olmayan vatandaşlar için tasarladıkları formülü anlattı. Bankaların mevduat havuzundan yüzde 4'ünü sadece sosyal amaçlı konut kredisi olarak ayırması gerektiğini belirten Elmas konutun inşa edileceği ilk 3 yılda kredilerin düşük faizli olarak verilmesini, daha sonraki yıllarda bunun artırılmasını önerdi

KONUTDER Başkanı ve Sur Yapı Yönetim Kurulu Başkanı Altan Elmas, Habertürk TV’de yayınlanan ‘Para Gündem’ programında Habertürk TV Ekonomi Müdürü Ebru Baki ve Habertürk.com Genel Yayın Yönetmeni Yavuz Barlas’ın sorularını yanıtladı. Konut sektöründeki son durumu değerlendiren Elmas, ev sahibi olmayan insanların ilk konutunu alabilmeleri için tasarladıkları projeyi aktardı.

Elmas, bankaların mevduat havuzundan yüzde 4’ünü sadece sosyal konut kredisi olarak ayırması gerektiğini belirtip, konutun inşa edileceği ilk 3 yılda kredilerin düşük faizli olarak verilmesini, daha sonraki yıllarda bunun artırılmasını önerdi. Elmas konut kredilerinin toplamda payının sağlıklı bir ekonomide yüzde 8-9 civarında olması gerektiğini belirtirken bunun da yüzde 4’lük bölümünün de her yıl sosyal amaçlı ilk konutuna sahip olabilecek kişilere tahsis edilmesi gerektiğini ifade etti.

Altan Elmas’ın konuyla ilgili sözleri şöyle:

“Bir düzenleme yapılması gerekiyor. Büyük mevduat havuzu içerisinden yüzde 4’lük bir payı sosyal konut ya da konutu olmayan insanların kullanacağı yapıda bir konut kredisi olarak tanımlayıp zorunlu hale getirilmesi lazım. Bankaların topladığı büyük fonun 300-350 milyar liralık kısmı sosyal konut kredisi olarak tanımlanmalıdır. Konuta ayrılması gereken toplam fon payı yüzde 8-9 civarında tutulduğunda yüzde 4’lük sosyal amaçlı kredi tahsisi önemli bir ihyacı karşılamaya yetecektir. Bu krediler de evi olmayanlara verilmeli, 2, 3, 4. evini alanlara değil. Bazı üst sınır rakamları da belirlenebilir. Yani bu kredi penceresi 30 milyonluk ev satın alan için değil daha orta alt gelir grubunun ev sahibi olması için ayrılabilir.”

Elmas tasarladığı modelin detaylarına dönük şu ifadeleri de kullandı:

“Burada faiz önem arz ediyor. Merkez Bankası, politika faiziyle bankaları fonluyor. O fonlamanın içerisinden bir miktarı da bu kısımda kullanılmak üzere mekanizma oluşturulabilir. Sonuçta bu krediyi kullandıran bankaların zorunlu karşılık maliyetleri düşürülebilir. Son dönemde uygulanan bazı yaptırım ve kısıtlardan bu bankalar muaf tutulabilir. Böylece dolaylı yoldan Türk milletinin kendi içerisinde oluşturduğu sosyal yönü olan bir yardımlaşma mekanizması kurulabilir.”

“İLK 3 YIL KREDİ FAİZLERİ DÜŞÜK TUTULABİLİR”

İlk 3 yılın bu kredi koşulları açısından önemli olduğu vurgusu yapan Altan Elmas,

“İnsanlar kiradayken aynı zamanda taksit ödeyemiyorlar. O ilk 3 yıl kredi faizini çok düşük tutup, buna yönelik bir model de üretilebilir. Üreticiler bir katkı verebilir, bankalar, Hazine de verebilir. Bununla ilk 3 sene taksitler ödenebilir hale getirilebilir. 4.,5. sene daha yüksek faizle ödemeler yapılabilir. Biz bunları çalıştık, yapılabilir uygulanabilir bir sistem bu. Devletimizin de bunu yapma niyetinde olduğu düşüncesindeyim. Temeli şu; ilk 3 yılda ödenebilir faizler, ilk 5 yılı krediyi yönetilebilir hale getirmek. Bu kaotik ortam da bu yolla aşılacaktır” dedi.

“BİR SEFERLİK DEĞİL, ZORUNLU HALE GELMELİ”

Altan Elmas konuşmasını şöyle sürdürdü: “Bir seferlik bir kampanya değil. Bunu zorunlu hale getirmemiz lazım. Bankalar da biraz elini taşın altına koysun. Bankanın hiç mi sosyal sorumluluğu olmayacak? Üreticilerin de olsun, bunu da söylüyorum ben. Üretemediğimiz 200 bin konutu oluşturmuş olacağız. Bundan herkes faydalanacak. Hazine fayda alacak. Hazine bu 300-400 milyar TL’nin alım-satım vergisini alacak, 35-40 milyar KDV alacak. 200 bin kişilik istihdam oluşacak.”

“KONUT FİYATLARINDA ARTIŞI BEKLİYORDUM”

Altan Elmas, konut fiyatlarındaki artışla ilgili de değerlendirmelerde bulundu. Elmas fiyat artışıyla ilgili şunları söyledi:

“Şimdi konut fiyatları bu kadar artışını bekliyor muydunuz dediniz, evet bekliyordum desem herhalde çok yanlış olmaz. Çünkü geçen yıl tam bu dönemde ekim başı gibiydi. Yine böyle bir televizyon programında yani önümüzdeki aylarda konut fiyatları yaklaşık yüzde 65 kadar artmasını bekliyorum ve her ay yaklaşık yüzde 10 civarında artacaktır demiştim. Çok ses getirdi ve çok da eleştirildim. Çok sosyal medyada linç edildim.

Bunu söylememin sebebi şuydu, niye yüzde 65 yani niye 50 değil, 30 değil 40 değil… Ortalama yüzde 200’e yaklaştı şu an artış. Bunlar Merkez Bankası’nın açıkladığı veriler.

Şimdi geçen sene ben onu söylediğim zaman niçin söylemiştim… Arkadan gelen birikmeli, bir maliyet etkisi vardı. Yani piyasa kendi içinde daha sakin hareket ediyordu, daha stabil demeyeyim de yavaş yavaş yani hareket ediyordu. Hepimiz işlerimizi yürütmek adına biraz daha yavaş hareket ediyorduk. Maliyet artışları bizim önümüzden böyle bangır bangır gidiyordu. Neden? Çünkü bir önceki sene pandemi sebebiyle yaşanmış olan; Fed’in 4.6 trilyon doların üzerine bir 4.6 trilyon daha basmış olması, onun piyasaya yansımış olması ve bütün dünyadaki emtia fiyatlarının hizmet fiyatlarının, navlunun ve bunların transferinin dolarla yapılıyor olması. Rezerv para olması hasebiyle de bütün dünyanın aslında enflasyonunu tetiklemiş oldu. Kaynağı bu, kökü bu işin. Ve bir yıla yakın üzerinden süre geçmeden aslında dolar bazında birçok ürünün fiyatı ikiye katlanmıştı. Özellikle bizlerin kullandığı emtialar. Tabii demir çelik, bakır, alüminyum, hemen hemen ana emtiaların tümü.

Dolar bazında böyle ikiye katlanmıştı ama bizdeki dolar kuru böyle daha bir stabil sayılabilecek, daha düşük arttığı için bizler de o maliyetleri aynı gün yansıtamıyorduk. Biraz böyle geriden geriden gelen bir şeydi. Ama o günkü tarih itibariyle yani geçen sene ekim itibariyle yüzde 65 gibi bir geriden gelen gecikmiş bir maliyet etkisi vardı. O yüzden önümüzdeki 6-7 ayda ben maliyetlerine yansır diye düşünüyordum. Çünkü arz eksikliği de artık orada net bir şekilde görülmeye başlamıştı. Yani 3-4 senedir azala azala geldiği için… Pandemi de çok büyük buna darbe vurdu. Yani millet zannediyor ki pandemi inşaat sektörünü etkilemedi. Ne olacak, sizin ne işiniz var pandemi ile falan gibi bir yaklaşım çıktı ama öyle değil.

“YÜZDE 180-190’LIK ARTIŞ SÜRPRİZ DEĞİL”

Geçen sene ekimden sonra ise Türkiye döviz türbülansına girdi. Aralıkta 8-9 dolardan başlayıp 18.50 ye kadar çıktı. O türbülanstan sonra tabii bir bir miktar kaos yaşandı. Yine inşaat malzemesi sektörü bizden önce koştu gitti, yani bakılabilir malzeme fiyat artışlarına. Tabii arz oluşmadığı için birikmiş maliyetin üzerine bir o kadar da çok ciddi maliyet yüzde 70-80’lere seksenlere varan ilave bir maliyet 2-3 ay içerisinde gelince… Artık herkes satılır, satılmaz neyse ne fiyat oluşturuldu ister istemez. Zaten satmış olduklarımızdan da büyük zarar yazmış olduk. Sonuçta konut fiyatlarının yüzde 180-190 artmış olması sürpriz değil. Bunun yüzde 65’i bir önceki seneden gelen birikmeli bir maliyet aslında.

Buna dolar bazında da bakabiliriz. Mesela 2016 yılında dolar bazında Türkiye konut fiyat ortalaması 800 dolardır. İstanbul fiyat ortalaması bin 460 dolar şu anda. Ekim rakamlarıyla kafa kafaya geldi. Hatta Türkiye 840 dolarlara falan geldi. İstanbul’da bin 390 dolara falan geldi. Yani biz 2016 yılındaki rakamlara 6 sene sonra dolar bazında ancak gelebildik.

“MALZEME FİYATLARI REKOR DÜZEYDE ARTTI”

2016 yılında betonun metreküpü 40 dolardı, bugün 80 dolar. Demir çelik fiyatı 400 dolardan şu anda 670-680 dolar civarında. Nisanda mayısta falan 900 doları geçmişti. Hemen her malzeme yüzde 140 civarında malzeme fiyat artışı söz konusu.

Yani böyle üst üste koyduğumuz zaman aslında biz 5-6 sene önceki dolar rakamlarına ancak geldik. İstanbul olarak da bu böyle, Türkiye olarak da böyle. Maliyette dolar bazında hâlâ yer var. Yani 80 dolarlık beton metreküp fiyatına göre fiyatlanıyor değil yani şu andaki fiyat.

İşçilik kalemleri hakeza artıyor. Şimdi yılbaşında mutlaka bir asgari ücret artışı olacak. Doğrudan bizim sektörde çok ciddi bir işçilik payı var.

Konut fiyatlarında sıkıntı şu; fiyatlar daha arkadan yavaş yavaş geliyorken, 3-4 aylık bir zaman diliminde maliyetlere yansıdı. Birden o kadar arttı ki insanlar açısından erişilmez oldu. Büyük üreticiler aslında daha geniş bir çerçevede konut satıyoruz, yukarıya da satıyoruz. En alta TOKİ’nin ürettiği asgari ücretle çalışan insanlara konut üretemiyoruz biz.

TOKİ yapmak zorunda yani. Bu açıklanan 500 bin konut çok doğru iş yani. Onu devletten başka kimsenin yapabilme şansı yok. Biz orta kesim, ortanın biraz altı, ortanın biraz üstü üst kesime doğru geniş bir perspektifte. Konut edindirebilmemiz için banka kredisinin çalışıyor olması lazım.”

  • Site İçi Yorumlar

En az 10 karakter gerekli